23 Temmuz 2014 Çarşamba

Acun Ilıcalı geçirdiği zor günleri Defne Samyeli'ne anlattı..

Televizyon dünyasının en başarılı ismi Acun Ilıcalı geçirdiği zor günleri Defne Samyeli'ne anlattı.

03 Mart 2013 Pazar 09:01
Acun Ilıcalı geçirdiği zor günleri Defne Samyeli'ne anlattı..
 Milliyet’ten Defne Samyeli’ne konuşan Acun Ilıcalı, mesleği ve özel hayatıyla ilgili açıklamalar yaptı.. Genç yaşta ailesini kaybetmenin büyük bir acı olduğunu söyleyen Ilıcalı muhabir olduğu dönem ve şimdiki dönemini de anlattı.
İşte o röportajın bir kısmı;

 Hayatına geri dönüp baktığın zaman “İyi ki bu olmamış. Allah beni korumuş. Bak daha büyük bir şey karşıma çıkarmış” dediğin başka ne var?

Hayatımda bazı virajlar var. O virajlarda başıma kötü şeyler gelmese, benim bu noktada olma şansım yoktu. 2002 Dünya Kupası’na eğer muhabir olarak gidebilseydim “Acun Firarda”yı yapmayacaktım. Sonraki hedefim “Acun Firarda” çok reyting alır, birkaç gezi programı daha yaparız” idi. Derken “Acun Firarda” geç giriyor yayına diye moralim bozuldu. Dedim ki “O zaman ben başka bir program yapacağım”. Sinirim bozuldu ve “Fear Factor”ı yaptım.

Sen fırsatı görüyorsun ve aslında onda ısrar ediyorsun, kendini tamamen de akışa bırakmış değilsin.

Kesinlikle. Oradaki olay şu; istediğim konunun üzerine yürüyorum ben. Fırsatı görmek derken bir şeyi kafaya takarım, ondan sonra onu yapmak için elimden ne gelirse yaparım.

 Demek ki spikerlik ve spor müdürlüğünü o kadar çok istememişsin.

Ama iyi yapmıyordum ki. O yüzden o yoldan dönüyorum hemen. Mesela ne bileyim, yeni fırsatın benim için daha iyi olduğunu hissetmem lazım. O zaman o yola giriyorum.

“Ben bir sene evden çıkmadım, öyle oturdum”

Öyle dramlar yaşarsın ki, seni sen yaptığını bilsen de, iyi ki olmuş diyemezsin. Annenle babanı bir kazada kaybetmenle ilgili böyle bir hesaplaşma içinden geçtin mi?

Kaderimizde bir şey varsa zaten bunun önüne kimse geçemez. Dünyanın hep bir imtihan olduğunu düşünüyorum kafamda.

Kaç yıl oldu?

20 yıla yakın oldu, dün gibi hatırlıyorum. Bir de 25 yaşın altında anne-baba kaybetmekle 35’in üstünde kaybetmek arasında fark var.

 Nasıl?

Birinde psikolojik olarak kendinizi hazırlıyorsunuz artık, çünkü arkadaşlarınızın annesi-babası vefat etmeye başlıyor, 35 yaş üstü artık anne babaların cenazelerine gidildiği dönemdir. Ama 19-20 yaşındaki birinin annesi kolay kolay rahmetli olmaz. Öyle bir durumda, bir de ani bir kayıp olduğu zaman, ikisini beraber kaybettiğin zaman normal bir insanın sağlıklı kalması çok kolay bir şey değil. Bende bugün bile bunun travmasından mutlaka bir eser vardır.

Annenle babanın vefatından bu yana ağlamazmışsın.

Ağlamıyorum. Bir de bir psikolog bana, aşırı arkadaş düşkünlüğümün, devamlı arkadaşlarımla olma sebebimin anne ve babamın kaybıyla alakalı olduğunu söyledi. Arkamın boşalmasını arkadaşlarımla doldurduğumu ve onlarla psikolojik olarak doyum sağladığımı da söylemişti ki çok doğru. Allah insana böyle acı vermesin.

 Bu acı seni nasıl değiştirdi?

Yani benim ruh halimi değiştirdiği kesin. Ben bir sene evden çıkmadım. Evde oturdum öyle... Arkadaşlarım bizim evdeydi yine ama kalbimin altına bir acı yerleşti o zaman. O acı bir yıl boyunca geçmedi. Ağrı gibi bir şey bu ve o ağrıyı tarif edemiyorum sana. Bir yerin ağrıyor ama elinle bulamıyorsun, yani kalbim ağrıyor lafının tam karşılığı oldu benim için. Biz olağanüstü mutlu bir aileydik. Neşe ve muhabbetten başka bir şey geçmezdi aramızda. Evde ne istesem yapılırdı, maddi olarak öyle saçma sapan isteklerim hiç olmadı ama o yaşta benim arabam vardı. 18 yaşında çok az adamın arabası olur.
RÖPORTAJIN TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

    Yorumlar

ÖNE ÇIKAN HABERLER
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SAYFALAR
ARŞİV